yazihamit.sitemynet.com
logo_cide_fest06_134.jpg

YazıhamitKöyü
Nüfus
DoğumÖlüm
KültürSanat
KültürSanat
Camiimiz
FotoGaleri 1
FotoGaleri 2
FotoGaleri 3
FotoGaleri 4
GelenekGörenek
GelenekGörenek
GelenekGörenek
Göletlerimiz
KuyuKebabı
KöyMuhtarları
SütMerkezi
CihanÜnal
İletişim

GelenekGörenek


BATIL İNANÇLAR

Kastamonu genel olarak yontma taş devrinden günümüze kadar pek çok devletin ve beyliklerin yerleşme şahsı olmuştur. Bu sebeple çeşitli anane ve gelenekler bu güne kadar eski yeniliğini muhafaza ederek gelmişlerdir. Bunlardan bir kaçı: Mavi boncuğun nazara karşı insanları ve eşyaları koruduğu,; Prehistorik devirde başlamış ve Romalılar zamanında revaç bulmuş bir inanç. Şöyle ki; Roma döşeme ve tavanlarını süsleyen mavi rengin hakim olduğu mozaiklerde, bir gözle bunun etrafında toplanmış yırtıcı hayvanlar, gözü deşmeye çalışmaktadırlar ki, bu kem gözdür. Nazar değmesi olarak nitelenen göz değmeğe sebep olmaktadır. Zamanla bu resimler mavi renk boncuk ortasında bir beyaz şekillenerek günümüzde bile nazarlık olarak kullanılmaktadır.

Aynı şekilde adaklarda günümüzden 5000 yıl önce Burdur Vilayetinin “Hacılar” bölgesinde başlamış daha sonra da çeşitli değişikliğe uğrayarak bu gün çocuğu olmayanlar, yahut diğer arzuları olanlar için halen kullanıla gelen şekle dönüşmüştür. Bölgede adak kurban etme şeklinde yaygındır. Buna benzer bir çok inanç eski özüne bağlı kalarak devam edip gitmektedir.

Adak Yerleri;

Bunlar belki de Kastamonu’nun çok eski bir şehir olması nedeniyle pek çoktur. Bilhassa Musafakıh Mahallesi Gümüşlüce Sokağında Sucaaddin Camii, (Şeyh Şaban Veli. Hz. Pir Sultan) yani şaban-ı Veli Külliyesinde ki, türbe boş kalmayan adak yerlerindendir. Burada dileği olanlar, eğer dua neticesi dilekleri yerine gelecekse vaad de bulunurlar. Daday’ın Ballıdağında ki diğer bir türbe yine çocuğu olmayanlar için her gün adak mahalli olarak ziyaret edilen yerlerdendir

BATIL İNANÇ DEYİMLERİ

· Âşam oldukdan sôna börtü böcê dokunulmaz.

· Âşamdan sôna eviñ dışında bi yere guşak çezilmez. Çezenle hasda olu.

· Âşamlayın dırnak kesilmez. Şeytanlada dırnakdan nasibini alu.

· Arife günü çocugla yıkanu, yıkanuken başından buğday guyulu buğdayla aşâ gider çocûñ boyu yokarı gider. Boyu uzar.

· Bayguşa daş atanıñ eli golu küt olu.

· Birisiniñ nazarı deyince, onuñ üsdünden bi çul yede iplik alınıp yakılu.

· Bi köyden cenaze çıkınca, yedi mahalle ötesine gadar evlerdeki bakraçlarda bulunan sula dökülü. Çüñkü; onlara Azrail gılıcını sokar.

· Daş oyunu oynanusa başımıza daş yağar.

· Elbiysesini giyilüyken dikdüren kişiniñ aklı da dikilü.

· Gadunla yolda giderken erkeklêñ öğünü kesmez.

· Gece sakız çiynenmez.

· Gece ıslıg çalınmaz. Çüñkü; cinle ıslîñ sesine toplanula.

· Ġöv ġürlerken yere bıçak dikilüse yıldırım düşmez.

· Gün batımından sôna küllükden geçilmez. Geçenle hasda olula.

· İçinde un olmıyan elê sallıyanlarıñ evi fakır olu.

· İçinde çocug olmıyan boş beşik sallanmaz.

· İki bacâñ arasından geçen çocuklâñ boyu uzamaz.

· Üryâda ölü ġörmek, diri ġörmekdü.

· Zabahlayın kalkınca el- yüz yıkanu. Çüñkü; şeytanla geceleyin elleri yüzleri yalarla.

· Saçda bişen ekmêñ ilgini yiyeniñ garısı ölü.

· Sofrada ekmek artû bırakmak günahdu. Artuk, bırakan kişiniñ ardında gezer.

· Üyüyeniñ üsdüne gar yağar.

· Şimşek çakarken ocak başında durulmaz.

· Aş yirken biriniñ elinden gaşuk düşerse o eve misafir gelü.

· Yeñi doğmuş çocug yaluñuz bırakılmaz. Bırakılusa yanına bıçak gonu.

· Yeñi domuş çocukları evden çıkaruken, goynuna bi dilim ekmek gonu.

Kaynak Kişiler:

Adı soyadı: Bahriye Yılmaz. Adı soyadı: Münire Bekdemir.
Doğum y. ve tarihi: Kayadibi Köyü,(1927). Doğum y. ve tarihi: Masatlar K.(1336)
Mesleği: Ev hanımı. Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok. Tahsili: Okuma-yazması yok.
Derleyen: Ahmet Bekdemir. Derleyen. Ahmet Bekdemir.

BAYRAM ÂDETLERİ

Bayramlarda, özellikle köyler eski gelenek ve âdetleri hâlâ korumaktadırlar. İlçe merkezin de ise bu âdetler az da olsa önemini yitirmiştir. Bize bir fikir vermesi bakımından, Taşköprü’nün Bey Köyü’nden derlenen bayram âdetlerini aşağıya aldık. Taşköprü köylerinin genelinde, küçük farklılıklarla birlikte bu tür âdetler görülür.

· Ramazan Bayramı: Bayramdan bi gün evel, arife ġünü köyüñ bütün çocugları mezerliğe giderle. Hepsiniñ elinde naylon torba yede bôça vadu. Mezerliğe giden çocukla bi küme olup oturula. Kadunla, evelden hurunda bişidükleri avuç içi gadar güçcük olan ekmekleri getürürle çocuklara dağıdula. Bu güçcük ekmeklere külük dinü. Çocukla mezerliğe giderken külüğe gidelim diye birbirlêne bağırula. Külüğe gitme zamanı öyle namazından sônadu. Köyde, her evden bi kişi mezerliğe gider. Hepsi de ekmek götümez. Herkez gendüne göre şeker, üzüm, löplöbü, cöğüz, helve, alma, evinde ne varısa götürüp çocuglara dağıdu.

Aynı ġün ikindü namazından sôna, köyüñ adamları da mezerliğe giderle. Herkez gendü mezeriniñ bozuk yerlêni düzeldü., mezerleriñ üsdüne toprak atarla. Ondan sôna hocaynan adamla duğa okuyup evlêne giderle. Gadunla da; evde gora ateş goyarla, ateş üsdünde koku yakıp her odanıñ bacasında tütdürüle. Âşam olunca her evde yağlu ekmek yapılup yinü. O âşam ölüle evlere gelü dirle.

Arife günüñ âşamı her evde yİmek Bişirülü. (pilav, çorba, lahana ve yaprak sarması, incir, üzüm, fasulye, sütlaç, keşkek, vb.) bunla bi kenere gonu.

Zabahlayın, çocuklanan böyükle en gözel elbiselêni giyerle. Bayram namazına gidilü. Namazdan çıkan erkekle yan yana sıra olula. Herkez sıra oldukdan sôna, en öğüde yaşlulardan bayramlaşmıya başlanu. Burda küs olanla barışdurulu.

Namazdan çıkan adamla gendü evlêne gelüle. Çoluk çocuyunan, hısım akrabasıynan bayramlaşula. Köyün adamları bir küme; kadunları bir küme olup gomşu köye giderle. Gomşu köylülênen bayramlaşula. Evelden hazırlanan yimekle beraberce yinü. Bayramıñ ikinci ġünü öteki köydekile bu köye gelip aynı hizmetde ağırlanula.

· Kurban Bayramı: Bu bayramdaki âdetle de Ramazan Bayramıynan aynıdu. Yaluñuz; birinci bayram ġünü tekbirinen gurban kesilü. Gurbanıñ ġanı alına sürülü. Gurban etiniñ dörtde biri eviñ olu; geriye galanı da yedi parçıya ayrılıp fakırlara dağıdulu.



Kaynak kişi:
Adı soyadı: Mükerem Topçu.
Doğum yeri ve tarihi: Beyköyü, (1925).
Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok.
Derleyen: Ahmet Bekdemir.

Manda söğüt dibine yuva yapar mı?

Artık "Manda yuva yapmış söğüt dalına" diye başlayan türküyü "bu ne manasız şey" diye küçümseyemezsiniz. Çünkü İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’ndan Kastamonulu bir akademisyen anlamsızlığıyla bilinen yöre türküsünü makale konusu yaptı. Türkünün saçma değil, sadece bilgisizlik kurbanı olduğunu ortaya koyan İrfan Kurt, doğru anlaşılabilmesi için yöresel özelliklerin bilinmesi gerektiğini söylüyor.

"Türküler eleştirilmek istendiğinde hep bu örnek dile dolanmıştır. Eğer yöresel kültür, dil, türkünün ne amaçla yapıldığı, neyi anlattığı bilinse eleştirenler herhalde başlarını öne eğerdi." Sanatçı ve öğretim

görevlisi Kurt’un makalesi İstanbul Uluslararası Müzikte Temsil Sempozyumu’nda bildiri olarak sunuldu. "Tiridine Bandım" hem gençler hem de yaşlılar tarafından son derece iyi biliniyor. Kastamonuluların gururu olan türkü efsanevi sanatçı Zehra Bilir’le ulusal bir marka haline geldi. Genç kuşaktan Belkıs Akkale ve Kubat gibi şarkıcılar da seslendirdi. Son olarak ODTÜ-THBT Fosiller Halk Müziği Korosu, İş Sanat’ta gerçekleştirdiği konser projesine bu türkünün ismini verdi. Kendine tiridinebandim.com adresini alan bir Kastamonu sitesi isteyene türküyü günün her saati online dinletiyor.

5 SORUDA MANDA YUVA YAPMIŞ SÖĞÜT DALINA TÜRKÜSÜ

Kastamonu’da mandalar söğütlere tırmanır mı?

- Hayır. Yöredeki mandaların yurdun diğer bölgelerindekilerden farkı yoktur. Türkünün derlendiği Tosya, bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür. Çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda, yaz sıcağında serinlemek için az kıllı olan derisini çamura bular. Bunun için de göletlerin kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur.

Yöredeki sinekler manda yavrusu kapacak kadar büyük mü?

-Kastamonu’da ne manda yavruları normalden küçük, ne de sinekler manda kapacak kadar büyüktür. "Yavrusunu sinek kapması" yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır. Çünkü yörede kapmak sözcüğü tıpkı "köpek kapar" der gibi, alıp götürmek değil, ısırmak anlamı taşıyor.

Öküz nasıl torbadan düşüyor? Hatta oraya nasıl girmiş?

-Yörede öküzler bir yerden diğer yere götürülürken hayvan ekinlere zarar vermesin diye boynuna yem torbası takılır. Böylece hayvan yolda yemlenirken zamandan da tasarruf edilmiş olur. Öküzüm torbadan düştü, yem torbasının boynundan çıkması, yani hayvanın yemeden kesilmesi anlamına geliyor.

Minareden uçan müezzinin Hezarfen’le bir ilgisi var mı?

-Bu deyiş halk kültürüyle ilgilenenlerin kolay tahmin edebileceği bir şey. Müezzinin ezan okurken minareden uçması Hezarfen Çelebi gibi gökte süzülmesi değil; erenlere karışması, ermesi anlamına geliyor.

Manda söğüt gölgesine yatmış, yavrusunu sinek ısırmış, öküzün iştahı yok, müezzin de ermiş. E yani?

-Bu türkü ozanların bey aleyhine söz söylemelerinin yasaklandığı bir ortamda doğuyor. Ozana bir eğlencede türkü söyleme emrivakisi yapılmış, önüne de kuru ekmeklerden oluşan yemek (tirit) konmuş. Ozan yapılan haksızlığı, ince zekası ve hiciv yeteneğiyle dile getirmiş.

TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

Manda yuva yapmış söğüt dalına- Aman aman

Yavrusunu sinek kapmış gördün mü, amanin yandım.

Amanin amanin amanin yandım



Tiridine tiridine tiridine bandım

Bedava mı sandın para verdim aldım



Sabahleyin erken çifte giderken - Aman aman

Öküzüm torbadan düştü gördün mü, amanin yandım

Amanin amanin amanin yandımTiridine tiridine tiridine bandım

Bedava mı sandın para verdim aldım



Sabah ezanını okurken - Aman aman

Müezzin minareden uçtu gördün mü, amanin yandım

Amanin amanin amanin yandım

(Bu türkü TRT repertuvarına "Aşağıdan gelir Türkmen koyunu / Selviye benzettim yarin boyunu" dizelerinin ilavesi ile girdi)



Hürriyet Pazar

2006-04-30


anasayfaya dön

anasiteye dön